25 Eylül 2014

Benim Dışımda Herkesin Mutlu Olduğu Zamanlar

Uzun zamandır neresinden başlayıp nasıl yazacağımı bilemediğim bir durumdayım. Hani kafama göre bir iş bulmuştum diye yazmıştım ya bir önceki yazımda, arkadaşımı arayıp durumu kesinleştirmeden önce yaptığım şey ise gebelik testiydi. 


Resimden de anlaşılacağı üzere sonuç pozitif, bense dumur vaziyetteydim. Açıkçası planlanmış ama planlanmamış bir durumdu. Kafamdan bir kaç ay uğraşırız bende bu arada kendimi psikolojik olarak hazırlarım diye düşünüyordum ki, zart diye oluverdi. Arkadaşıma anlatttım "Ceketini assa hamile kalacakmışsın" dedi.

Çocuğu çocuk sevdiğimden değil nasılsa yapılacak diye düşündüğümden, iş değiştirmek için ya da işten ayrılmak için bahane bulamayacağımdan yapacaktım.

Şu an -yarın 9. haftaya başlıyoruz- haleti ruhiyem bu hafta başı itibariyle daha iyi olsa da önümüzdeki günler ne gösterir bilemiyorum.

Çünkü öğrendiğimden günden bu pazartesiye kadarki günleri "istemiyorum" diye bağıra çağıra ağlayarak, her gece kabuslar görerek geçirdim. Rüyamda ne kedi doğurmadığım kaldı, ne memelerimin karpuz kadar olmadığı... Herkes "Oy bebiş de falan filan" şeklinde sevgi kelebekleri şeklinde dolanırken, aklımdan geçen uçan tekmeyle insanları susturmaktı. 

Durum normal mi değil mi bilemem, bende ne bir heyecan ne bir mutluluk ibaresi. Bende işi durumu unutmakta buldum, en sevdiğim ifadeyle tüm olayı IGNORE ediyorum. Zaten doktora gitmesem hamile olduğumu da anlamıycam. Haaa bir de göğüsler var ki ergenliğime geri döndüm, inekliğe doğru uygun adımlarla ilerliyorum :)

Süreç beni o kadar çok korkutuyor ki, sonrasını zaten hayal edemiyorum. Etmek istemiyorum. 

Aklımdan çok pis düşünceler geçiyor, zihnimi okuyabilseniz suratıma tükürürsünüz :)

Neyse bak yazmak bana iyi gelmedi yine aklıma hamile olduğum geldi..... HOOOFFFFF.....


Bu arada sanmayın ki gebeşim diye hastane, doktor, yoga, pilates, bebek arabası vs. araştırması yapmadım. Tabi ki yaptım artık onlarda ayrı postlara kalsın. 

Türkçeyi katlederek yazdığım bu yazı için herkesten özür diler, aynı yollardan geçmiş anne adayları ve annelerden yardım beklerim.

Haydi görüşürüz :)

3 Eylül 2014

Yazmadıysam Bir Sebebi Vardı...

Şöyle bir evlilik hayal etmenizi istiyorum. Allaha şükür bizim aramızda bir sıkıntı yok. Bunu belirteyim de kafalar karışmasın. Ayrıntılara geçelim...

Şimdi size ev hayatımızı azıcık anlatayım. Kadın her gün Ataşehir'den İzmit'e işe gidiyor.  Günde yolda geçen süre 3.5-4 arasında trafiğe göre değişiyor. Şöyle dediğinizi duyar gibiyim "Biz de İstanbul içinde bu kadar süreyi trafikte geçiriyoruz".  "Tamam olabilir, saygılar benden". Siz alışık olabilirsiniz ama ben 6 ayda alışamadım, alışmam da mümkün değil. "Neden?" derseniz...

Ben evini işine göre ayarlayan tiplerdenim. Önce işi bulur sonra kalacak yerimi ayarlarım. Oturacağım yer mümkünse arabayla-taksiyle 15, toplu taşımayla yarım saat uzaklığı geçmemeli. Yani servis kullanıyorsam ve kaçırmışsam en kısa sürede işe ulaşabilmeliyim.

Uzun yol ile ilgili sorunlarım olduğunu İstanbul'da yüksek lisans yapmaya başladığımda fark ettim. Keza derse gitmeden önce derse yetişemem diye hiç bir gece uyuyamıyordum. Evet şu an servis kapının önünden alıp kapının önüne bırakıyor olabilir, fakat bir sorun "Acaba bu kız servise bineceğim diye geceleri uyuyabiliyor mu?" Cevap "Hayır". İstanbul'da tam zamanlı olarak yaşamaya başladığımdan beri hiç bir gece uyuyamadım. Her gece kalp çarpıntısı ve stres içinde yatıp dört gibi sızıyor, 6 gibi geri kalkıyorum. Serviste uyusam okulda ayılamıyorum, okulda ayık kalmaya çalışsam, geri döndüğümde evde koltukta sızıp ertesi gün işe gidiş saatinde uyanıyorum :)



İşte benim açımdan evlilik hayatı böyle geçiyor, çok kendimi zorlarsam yemek saatinden sonra sızıyorum :) Şimdi durumu birde kociş tarafından ele alalım. Doktor, 24 saatlik nöbetler dersem fazla da detaya girmeme gerek kalmıyor bence.Özetle o bir tarafta ben bir tarafta kendimizden geçiyoruz. 



EVLENDİĞİMİ ANLAMADIM ARKADAŞ!

"Mızmızlanıyor" demeyin arkadaşlar. Herkesin yapacağı yapamayacağı şeyler var. Ben yapamıyorum. Gidemiyorum-gelemiyorum. Hatta en son yazın serviste kalkınca günlük yol parası yaklaşık 60 tl tutunca İzmit'te evde kalmaya karar verdim. Ne oldu, haftada bir görüşmeye başladık...


Oturduk konuştuk. Sonuçta mutsuzum. Kocam da şöyle dedi "İşini sevsen yol sana bu kadar batmazdı." 



"Aaaa evet işimi de sevmiyorum, unuttum ya"... Başka alanlarda yapılanları evirip çevirip uyarladın mı senden başarılısı yok :)  Bunların memlekete-evrene bir faydası var mı? O da yok. Maneviyat sıfır. Elde var sıfır. Bu arada araştırma görevliliği demek ayıya dayı demek. Yapabiliyor muyum? Tabiatıma ters, denedim yapamadım :) Akademik hayat desen, iki yılda yeteri kadar midemizi bulandıracak şey gördük. Akademik hayat akademik hayat değil, bir Dallas bir Yalan Rüzgarı :) Tabi bundan zevk alan mazoşist arkadaşlar olabilir, onlara da saygı duyarım. Ben çok mu asistanlık yaptım, yalan olmasın neredeyse hiç yapmadım. Ama dersten, ders çalışmaktan kaçmadım. Çünkü ders çalışmayı severim, seviyorum işte...




Konu çok dağıldı. Sadede geleyim. İşten ayrılmaya karar verdim.  


Hatta kendime yeni bir iş bile buldum. Sonra neler mi oldu?



Devamını sonra yazarım artık :)