19 Şubat 2015

31. Gebelik Haftası

O kadar mutluyum ki... Artık 30 haftalık hamileyim, şunun şurasında 40'a ne kaldı kalp kalp. Zaman zaman dişlerimi -aslında çoğunlukla- sıksam da arada da kurtulmaya az kaldı diye zil takıp oynayasım geliyor :)

Yazamadığım müddetçe hayatımda neler oldu. Öncelikle taşınıyoruz. Zaten hamilelik nefret edilesi bir durum değilmiş gibi bir de başıma taşınma çıktı. Geceleri -genelde delilik beni gece vuruyor- "Hamileyim" diye ağlamalarımın yanına "Nasıl taşınacağız?" vızıklanmaları eklendi. Gerçi bana bu süreçte pek iş düşeceğinden değil de, insanın bir anda komple düzeni değişecek. Başımıza iki ay sonra ne geleceği bir muamma, bir de yeni muhite bu tombul halinle alış kolaysa...

Banyo dolabı, mutfak tezgahı ıvır zıvırı derken Koçtaşlar'da kendimi yerden yere atasım geliyor. Dolanırken artık o kadar çok yoruluyorum ki o surat on karış oluyor. Satılık alafranga tuvaletler, tabureler hep benim için :)

Ev tantanasına yaklaşık bir aydır spor yapmıyorum. Salon üyeliğim bittiği ve taşınma dolayısıyla uzatamadığımdan, evde bir şeyler yapmam gerekiyor. "Hadi yapayım" desem evde süreli birileri. Yürüyüş falan da hak getire! Sabah çıkıp maaşallah 8-9'larda eve geri giriyoruz. 

Sokak sokak sürtmekten yeme düzenim de bozuldu. Eve giremediğimizden dışarılarda yiyoruz. Yine de bu kadar düzensizliğe ayın 13'ü itibariyle 6.7 kg almış durumdayım. Yani kilo açısından oldukça iyi gidiyorum. Herhalde toplamda on kilo ile falan bu son 2-2.5 ayı kapatırım gibime geliyor. 

"Neden?" derseniz artık bende hiç yer kalmadı ve gönlümce yemek beni çok rahatsız ediyor. Oturayım bir orta pizzayı gömeyim diyemiyorum. Sabahları uyandığımda sürekli tokum. Kalktıktan 2 saat sonra ancak birşeyler yiyebiliyorum. Yedikçe kalbim çarpıyor, karnım iyice geriliyor; kalbim çarptıkça, midem gerildikçe korkumdan yiyemiyorum. Hatta bugün biraz kaçırdığım için birazdan kalp krizi geçirecek gibiyim :(

Sağolsun bağırsaklarım da bana bu konuda hiç yardımcı olmuyor. Tek işime yarayan kefir oldu. Kefir mayam olduğundan yapıp yapıp içiyorum. Allah kefiri bulandan razı olsun :)

Henüz çatlağım yok umarım olmaz :) En son biten bir bio oil şişesinin içine saf zeytinyağı, badem yağı ve body shop çilek yağını karıştırıp koydum. Arada onu da sürüyorum. Genelde en çok Palmers, arada Mamma Donna ve uydurma karışımımdan kullanıyorum. Selülit deseniz onlar zaten ilk trimester sonunda almış başını gitmişti. İnşallah sonrasında geçer.

Bebeğin hala bir ismi yok, benim de bulduğum isimden başka önerim yok. O nedenle araştırmıyorum da... Kendisinin ahtapot olduğu kanaatindeyim. Çünkü aynı anda 4-5 farklı noktadan tepikleniyorum. İsyanlardayım. Herkes "Ay oğlanlar böyle hareketli olur, tepikler" dediği için pazartesi doktora tekrar cinsiyetini teyit ettirmem gerekti valla...

Çabuk yoruluyorum, hemen nefes nefese kalıyorum. Sürekli de huysuzum. Geçen kocam arabada bırakıp bir iş halletmeye gittiğinde sızmışım misal :)

O zaman son gebelik fotolarıyla bu yazıyı sonlandırayım. Herkese iyi sabahlar <3


30th week pregnancy

30. gebelik haftası




1 Şubat 2015

Voyage Belek Yıldönümü

Pazarımı yapıp geldiğime göre artık sıcağı sıcağına (döneli 5 gün olsa da) artık ufak tatilimizden bahsedebilirim. Yanlız pazar arabamı ağzına kadar doldurduğumdan, ellerime geçtiğimi, pazara gidince gözümün döndüğünden bahsetmezsem çatlarım :)

Bu yıl yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde napsak nereye gitsek diye düşünürken, aklıma ilk gelen otel Maxx Royal Kemer'di. Ama tesis kışın faaliyette değilmiş. Neyse diyerekten diğer alternatiflere göz atmaya karar verdim. Yurtdışı gezilerini gerçekten "tatil" olarak adlandırmak benim adıma çok doğru olmaz, çünkü çılgınca kendimi oradan oraya savurarak daha çok yoruyorum. Yurtdışı sayfiye gezileri hariç :) Bu nedenle yurtdışını eledim. Güya daha Midilli gezisinin devamını ve Saraybosna'yı yazacağım da artık ne zamana kısmet olur bilemiyorum :)

Yine dinlenme amaçlı ve sıcak olduğundan ilk tercihim Antalya oldu. Açtım otel puana bakıyorum yüksek puanlı otellere. Gördüm ki Voyaga Belek oldukça yüksek puanlı ve fiyatı da Maxx Royal'in üçte biri. Özetle Voyage Belek'e gitmeye karar verdik.

Şimdi oteli balayı düşünen arkadaşlar için detaylı olarak anlatayım. Zaten otelin balayı ve yıldönümü konseptlerinin aşağı yukarı aynı olduğunu tahmin ediyorum. Aralarda da Maxx Royal'de (MR) ne vardı burada ne yoktu yazarım :)

Öncelikle karşılamada şampanyalar, çilekler beklemeyin. Hatta kapıya gelip karşılama bile olmayabilir. İçeri girdik müşteri ilişkilerinden biri hoşgeldiniz diyerek bana koca bir buket çiçek verdi. Tabii hoşuma gitti. Yürüyerek matkap sesleri -otelde tadilat vardı!- odaya geçtik. Odaya köpüklü şampanya, meyve, kurabiye, çikolata koymuşlardı. Fakat oteli tanıtan, neyin nerede olduğunu anlatan bir broşür yoktu. Üç kere istedik ısrarla gelmedi :)

Biz deluxe odada konakladık. Oda tahminimce klasik odalara göre oldukça büyük terasında jakuzisi (Güneşin açtığı gün doldurma teşebbüsümüz sonucunda, alttan su kaçırmak suretiyle terası su bastı! İnsan bir kontrol eder! Aradık ustalar geldi ama zaten ertesi gün dönüyorduk, ayrıca tamir işinin de uzun süreceği belli olmuş oldu!) ve şezlongları var. Yine içeride jakuzili büyük bir küvet, duş, wc ayrı ve iki lavabo mevcut. Banyoda Bvlgari'nin şampuan, krem vs. var. İlk gün kullandım baktım ikinci gün yenisini koymamışlar hemen şikayet ettim tabii :) MR'de set up'lar Hermes marka idi. Ama Bvlgari ürünleri valla daha güzeldi :)
Diğer set uplar ise diş macunu, traş bıçağı markasız garip birşeylerdi. MR'de hepsi markalıydı. Ayrıyeten bir marka daha şampuan vs.ler vardı ama yine hiç duymadığım bir markaydı. Bitenler de yenilenmedi anlayacağınız.

Küveti köpürtmek için o bilmediğim markaların hepsini boca ettim. Ertesi güya oda temizlendiğinde baktım ki boş -çöp- şişelerin hiç biri atılmamış. Havlu değiştirmek içinde küvetin içine ayakkabıyla girilmiş. Odaya geri döndüğümde banyo küvetinin içinde çamurlu ayak izleri vardı.

Sağolsunlar bize birinci gün için Çin Lokantası'ndan, ikinci gün için ise İtalyan'dan rezervasyon yapmışlar. İtalyan restaurantının konsepti yıldönümüne daha uygun olduğundan orayı tavsiye ettiler. İsabet de olmuş. İki alacartı da beğenmekle birlikte İtalyan'ın daha iyi olduğunu gözüm kapalı söyleyebilirim. 


voyage belek yıldönümü


Deluxe konseptte ayrıca odaya kahvaltı servisi vardı. İlk gün aldık. İkinci gün kahvaltı büfesinin daha çeşitli olduğunu görünce tabii ki açık büfeyi tercih ettik. Yine yıldönümü günü odayı da süslemişler.


voyage belek yıldönümü

voyage belek yıldönümü



Odadaki yatak inanılmaz derecede rahattı :) Odalar yenilenmiş olmasına rağmen buzdolabının falan içi kırık çıkıktı. Saç kurutma makinası herhalde kırılmış, silikonlamışlar tutma yeri adamın elini yakıyor, radyo desen anteni kırılmış... Devam edelim :)

Yemekler genel olarak oldukça lezzetliydi. Animasyon -biz kendi halimizde takılmayı seviyoruz- MR'e göre daha iyiydi. Yani sizi daha çok oyalayacak şey bulmak mümkün. Gerçi bize pek farketmiyor :)

İlgi alaka çok iyiydi. Ama ne olduysa -sömestr tatiline bağlıyorum- bir anda otel hınca hınç çoluk çocuklu aileyle doldu. Haliyle servis yavaşladı. MR daha butik, daha kafa dinleme yeri gibiyken burada bildiğin uğultu vardı. Zaten biz ana restoranta falan hiç inmedik, sürekli +16'da idik. Son vızıksız günlerin tadını çıkartalım dedik :) 

Otelin yeşil alanı, dolanacak yeri daha fazlaydı. Sanırım MR'e göre daha büyük araziye yayılmış. 

voyage belek yıldönümü


voyage belek yıldönümü

pregnancy shooting

voyage belek yıldönümü


Toparlayacak olursak MR elbette Voyage'a göre daha iyiydi. Sonuçta ne kadar ekmek o kadar köfte. Neredeyse üç katına çıkan bir fiyat farkı var. Bence Voyage üç kat kötü bir hizmet vermiyor. Evet eksikleri mevcut, ama MR gitmemiş olsaydık belki bizim gözümüze bu kadar batmazdı. (Yok ya bana batardı!) Özetle sömestr bittikten sonra ya da çok bunalınca buraya gelmeye, yıl dönümlerinde de bir akşam yemeğine çıkmaya karar verdik :)


















Mamma Donna Hamile Ürünleri

Acaba nasıl daha fazla hamile kremi alabilirim diye internette aranırken bulduğum bir marka da "Mamma Donna" oldu. Baktım ki Amerika forumlarında maaşallah herkes çok memnun, fiyatlar da bayağı uygun.

Chicco'nun kendi mağazalarına baktım bizim memlekette satışı yok. Aradım ve internet üzerinden satanları buldum. Hemen sipariş verdim. 

mamma donna maternity


İçinden çıkan kağıtlarda bayağı bir ürünü olduğunu gördüm. Benim ulaşabildiklerim bunlar oldu. Soldan sağa bakacak olursak çatlak kremi, elastikiyeti arttıran göğüs kremi ve sıkılaştırıcı krem şeklinde sıralanıyorlar. 

Kremlerin üstünde -9 m, 0 m+ yazıyor. Yani ilk ikisine hamilelikte en sağdakine ise doğumdan sonra başlıyoruz.  

Kremler jel kıvamında olup bence "korkunç" kokuyorlar :) Artık benim aldığım satıcı bana bozuk mu yolladı yoksa kendinden mi öyle bilemiyorum. Diğer bir eksi yönü ise sanki tam emilmediği için mi ne pütür pütür bir his vermesi, gerçi her zaman olmadığını da belirteyim. Belki elbise tüylerinden falandır :) Çünkü bazen duş öncesi sonrası demeden açıp açıp löp löp göbeğe ne bulursam sürüyorum.

Sevdiğim yönleri ise vıcık vıcık olmaması, nemli ve esnek bir his vermesi, uygulama sonrası aman emilsin yok bekleyeyim derdi olmaması (bio-oili cildim emmiyor arkadaş yarısı kıyafetlere yapışıyor). 

Yine de en çok hangi üründen memnunsun derseniz ben Palmers'ı öneririm. Zaten sabah Chicco sürersem, gece mutlaka Palmers kullanıyorum. Ya da tam tersi. Şimdilik bir çatlak durumu yok. Arada kendimi tırnaklayıp çatlak diye ortalığı birbirine katsam da allah kimseye vermesin ne diyeyim :)

Mamma Donna uygula çık şeklinde olduğundan daha pratik geldi. Ama kokusundan kıllandığımdan ürünün yeni olup olmadığından tam emin olamıyorum.

Sevgiler