29 Nisan 2015

Nasıl Doğuramadım? - Bölüm 1

Ayın 18'i annem ve halası bana oturmaya gelecekler. Kadın 95 yaşında ama inat etmiş gelecek! Bütün gece ağrı çekmişim, uyuyamamışım hatta uykumdan uyanmışım. Cuma gecesi Sidar'a diyorum "Çok ağrım var", "Braxton Hicks'tir" deyip geçiyoruz. Ne de olsa ben Mayısın ilk haftası doğuracaktım ya!

Daha ozalitçiye gitmemişim, bebeğin kapı süsü hazırlanmamış, bir dünya eksiğimiz var :) "Neyse yapılır! Haftaya hallederim" düşünceleri içindeyim. 

Annemle halası gelip gidiyor. Annemle, Sidar gece nöbetçi olduğundan, ağrı durumuma göre bana geri gelmesi konusunda anlaşıyoruz.

Ortalığı toparladıktan sonra doktorun da önerdiği gibi yürüyüşe çıkıyorum. Yaklaşık 40-45 dakika yürüyüp, eve geldiğimde tam ayakkabımı çıkaracağım ki bir akıntı hissediyorum. 

Doktor çayı muayenesinden sonra bir hafta kadar kan gelebileceğini söylediğinden aklımdan geçen şu "Yuh amma kan geldi". Fekat banyoya girdiğimde görüyorum ki, bu kandan daha fazlası :) Saatlerimiz 19.30'u gösteriyor.


Nişan gelmiş mi gelmemiş mi konusunda bir iğrençlik yapıp resmini çekip kocama yolluyorum. Gelmiş olduğu konusunda mutabık oluyoruz. Böylece doktoru arıyor. "Su gelmeye devam ederse tekrar haberleşelim" cevabını alıyor. Evde gayet sakinim, kendime salata yapıyorum. Aksi bir durum olur bana yemek falan yedirmezler aç kalırım diye düşünerekten. Bu arada şakır şukur sular selleri götürüyor :) Günlük pedi geçtim, normal pedler tutmak bir yana, 5-6 kez çamaşır değiştiriyorum. Değiştirirken yerlere şakırdıyorum :) En sonunda fuara gittiğimizde eşantiyon verilen yetişkin pedini bulup koyuyorum da anca tutuyor.

Önemli not: Su durumlarına karşı mutlaka evde yetişkin mesane pedi bulundurun!!!

Bu arada annemi arıyorum "Nerelerdesin?" diye, ama kadına bir şey söylemiyorum ki panik yapmasın. Beni yalnız bırakmamak adına geldiğini sanıyor. 

Durmayan su yüzünden doktorumu arıyorum. Fakat sancı falan yok! "Siz yavaş yavaş hastaneye geçin!" diyor. Ama ama ama daha ben Mayıs başı doğuracaktım!

Bende yavaştan çantamı toplama işlemlerini tamamlıyorum. Annem kapıdan giriyor "Suyum geldi!" diyorum. Yavrum ufak bir şok geçiriyor. Sidar nöbetten çıkıp eve doğru yola çıkıyor. Tembih ediyorum "Gelirken yetişkin pedi al!" diye. Bir saat sonra kapının zili çalıyor. Kocam da geldiğine göre yavaştan evden çıkabiliriz :)

38+1'de saat 23.00 sularında maceramız başlıyor!

Yazının devamı için;

Bölüm 2
Bölüm 3
Bölüm 4
Bölüm 5


17 Nisan 2015

Lierac Phytolastil Jel

Her gün yağlan her gün krem sür yeminle içime aylardır fenalık geldi :) Aynada her gün ne var ne yok, çatlak çıkmış mı çıkmamış mı kontrolleri de cabası...

Geçen yine aynada rutin! günlük kontrolümü yaparken sol kalçamda ceviz büyüklüğünde hatta cevizden büyük bir beyazlık gördüm. Allahım dedim bu nasıl bir çatlak. Hemen watsapptan kardeşime yolladım. "Böyle çatlak olmaz" dedi. Sonra da evimizin doktoruna. Ondan da pek tatmin edici bir cevap alamadım.

"Neden ben!" moral bozukluğu içinde, kendimi paraya kıyamayıp bir Lierac almadığım için başıma bunların geldiğine inandırdım. Haliyle en yakın eczaneden bir adet Lierac Phytolastil Jel alındı. 

Akşam eve geldiğimizde Sidar'a tekrar çatlağımı uzman görüşünü almak yolunda inceletmeye karar verdim. Muayene sonucunda meğersem bacağımdaki şey çatlak değilmiş. Yağlanmakla alakalı bir göçükmüş, o da geçermiş. Selülit gibi bir şey yani... Zaten bacaklarım olmuş bir horst-graben bir kabartmalı harita. O kalçalarda coğrafya dersi verilse yeridir. 

Şimdi bende hiç mi çatlak yok? Evet ince ince var aralarda ama neyse ki çok da belli değil. Ama yine kocamın ve kardeşimin iddiasına göre zaten onlar oradalarmış. Sidoş'a şöyle dedim " Madem bende çatlak vardı niye bana hiç söylemedin?" O da "Söylesem ne olacaktı?" diye cevap verdi. "İşte o zamandan üzülmeye başlardım!" dedim. Eh adam güldü haliyle :)

Bunları bu kadar dert ediyoruz da aslında şöyle de bir durum var, hiç birimiz kıç baş açıkta gezmiyoruz ki... Tatildi vs. gibi durumlarda hadi gören bir ay görsün toplamda. Açıkçası o kadar uzun tatile çıkma imkanı olan kaç kişi vardır bilemedim :) Belki de bu kadar üzülmeye gerek yok bu kadar küçük şeyler için...

Madem aldım bari ürünle ilgili yorumlarımı yazayım. Lierac Phytolastil Jel adı üzerinde jel yapıda, kuruması kolay. Sonradan cildinize dokununca yumuşak bir his oluyor. Fakat emiliminde bende sıkıntı oluştu. Nasıl Mamma Donna kremi yedirirken pütür pütür dökülmeye başlıyorsa bunda da aynı sıkıntıyı yaşadım. Bu nedenle sürdükten sonra uzun süre masaj falan yapılmıyor. Biraz yayıp kurumasını bekliyorum. İşe yarayıp yaramadığı konusunda ise hiç bir fikrim yok. Günde bir kez kullanın yazıyor kutusunda. Akşamdan akşama sürüveriyorum. Zaten doğurmama 2-3 hafta kala aldığımdan doğurduktan sonra da kullanırım gibime geliyor :)






Çatı Muayenesi - Nahoş Durumlar

Bugün oldukça garip bir gündü. Öncelikle trafik yüzünden ağda randevusuna geç kaldım. 40-45 dk. gecikmiş olsam da (belki de halime acıdılar) aradan aldılar. Bu işlemi hallettikten sonra sıra dr randevusuna geldi.

Tam asansörün önünde -yaklaşık 20 dk önce varmıştık- telefonum çaldı. Dr'un ameliyatı olduğu için geç geleceğini, randevuyu ileri bir saate ya da ertesi güne atıp atmak istemediğimizi sordular. Ertesi gün gelmeye üşendiğimden takriben 40 dk sonrasına randevuyu erteledik. Tabi girişimiz erteleme saatinden bir saat sonrasını buldu.

Beklerken gülüşmeler, kahkahalar -başına geleceklerden habersiz bir genç kadın- güle oynaya muayenehaneye girdik. Dr'um "Bugün size çatı muayenesi yapacaktık, değil mi?" deyince sırıtarak "İvit, eheheh" deyiverdim. Ne de olsa normal vajinal muayene gibi bir şey olacaktı, rahatsız edici değildi ve de acımayacaktı.

YANILMIŞIM :)


Kimse bana söylemedi ben size söyleyeyim. Oldukça canım acıdı. Kişiden kişiye değişir bilemem ama ben boyumun ölçüsünü aldım. Önceden kendimi hazırlasaydım belki böylesine bir şoka girmezdim. Muayene iki parmak ile yapılıyormuş ama bana komple el gibi geldi :)

Hemşirenin elini sıkmak suretiyle sürecin sonuna geldiğimizde, Dr'umun kullandığı eldiveninde kan içinde olduğunu görmem üstüne tuz biber ekti. Haliyle üstüne kanamam oldu. Maksimum bir hafta falan sürebilirmiş.

Maşallah arkadaş bende normal doğum için biçilmiş kaftanmışım. Muayene esnasında da aklımdan şunlar geçiyor "Muayene böyleyse normal doğum nasıldır? Umarım bu çatı dardır! Sezaryen mi olsam?...." 

Önceden diyordum ki "Normal doğurur, hatta epidural bile istemem!" Karşılıklı oturunca Dr'um sordu "Epidural düşünüyor musunuz?" dedim "Siz beni direk bağlayın" :)



Şimdilik benden haberler böyle. Yaşadığım küçük travma, şok  ve sinir bozukluğuna bağlı ufak bir ağlamanın ardından iyi sayılırım. Çok hazırlıksız yakalandım çooook :)

Acısız günler geceler efendim <3

15 Nisan 2015

Body Shop İndiriminden Alışveriş

Telefonuma %50'ye varan indirim diye sms gelince pek bir umutlansam da gidince %15'i görmemle azıcık üzülmedim değil :)

Neler aldığıma bakalım...

body shop ürünler

Body Shop duş jelleri çok uzun süre gittiğinden yine alayım demiştim. Şu damacana boyları %50 indirime girmiş. Değişiklik olsun diye alıvereyim dedim. Yani hala Ekim ayında aldığım 3 şişeyi bitiremedim. Ne bereketli jellermiş arkadaş :)

Fırfırlarımız eskidiği için yeni fırfırlar, eldiveni de yedekte dursun diye aldım.

Doğum sancıları için sırta masaj vs. -tenis ya da pinpon topuyla hatta- yazıyordu okuduğum bazı kitaplarda. Bu nedenle bulunsun dedim :)

En sağdaki el kremini ise anneme aldım. Sanırım dünyanın en iyi nemlendiren ama aynı zamanda en berbat kokan el kremi bu olsa gerek. Kendisi severek kullanıyor. Ben bildiğin öğürüyorum. Gece falan elime sürüp "Bu koku da ne?" deyip uykumdan uyanıp ellerimi yıkamışlığım, camı açmışlığım var :)

Duş jeli dışındaki ürünler %15 indirimdeydi. Sanırım son gün 22 Nisan bilgilerinize <3

DIY - Kokulu Taş Nasıl Yapılır?



Merhabalar! Malum bebek olduğunda gelen misafirlere hediye dağıtmak artık adetten oldu. Oysaki eskiden böyle şeyler mi vardı :)

Sanırım herkes baby shower yapmadığımın farkındadır bu arada. Eskiden o da yoktu tabii :) Neyse başka bir yazının mevzusu olduğu için şimdi konumuza geri dönebiliriz.

"Ne dağıtsak, ne versem?" diye düşünürken, instagramda rastladığım kokulu taşlar gerçekten çok hoşuma gitti. Zaten kokulu taşları da oldum olası sevmişimdir. Prenses ve taç konseptli bir hastane odası süslemesi düşündüğümden az sonra aşağıda göreceğiniz kalıpla yapılmış taşları ayrı beğendim. Başladım fiyat sormaya 6 TL'den -evet bir adet taş- en son 3,40 krşa -onu da imalata başladıktan sonra bulduk- istediğim ürünü bulabildim. Ama ben ilk fiyatları 6-4 TL olarak tespit ettiğimden, bu meblağlar bana yüksek geldiğinden ve kesinlikle bu taşı istediğimden kendim yapmaya karar verdim :)

Şaşırmadınız değil mi :D

Başladım araştırmalara. Öncelikle bir kg kokulu taş bazı bir de kalıp söyleyerek deneme çalışmaları yapmaya karar verdim (Baz 1 kg için 13 TL, kalıp 12 TL) Baktım oluyor sonraki seferler için 1 kg toz (6 TL) ve 100 ml esans (15 TL) alarak üretime devam ettim.

Eğer kokusu kendi içinde baz alırsanız sadece suyla karıştırmanız gerekiyor. Esanslı olanlar için ise aynen aşağıda yaptığım gibi! Sizde kendi taşlarınızı kendiniz yapabilirsiniz!

Aşağıda sıra ile neler yaptığımı yazdım, umarım yapmak isteyenlere yardımcı olur!


NELER LAZIM?

Yukarıda bahsettiğim gibi ya kendinden kokulu taş karışımı ya da esans ve taş tozu edinmeniz gerekiyor. Nasıl bir taş istiyorsanız ona göre de kalıp almanız lazım. Örneğin yukarıdaki kalpli kalıptan 2 tanesine 100 gr toz 50+50 olmak üzere tam geliyor. Yani her 100 gr karışımdan 2 taş elde etmiş oluyorsunuz. Tabii daha çok kalıp alıp tek seferde daha çok yapabilirsiniz. Ben işin ticari kısmını düşünmediğim için -ayrıca astarı yüzünü de geçmesin diye- iki kalıp bana yetti.

Hassas mutfak terazisi ilk etapta gramajları ölçerken çok yardımcı oluyor. Ben terazide ölçümleri yaptıktan sonra her seferinde uğraşmak zorunda kalmayacağım şekilde su ve toz için iki ayrı kaptan ölçü belirledim. Oradan doldurup doldurup, cam kabın içinde karıştırıverdim. Yemek kaşığı ile de karıştırdım fakat abeslangla hava kabarcığı olmuyormuş gibime geldi.

Toz ve suyu karıştırırken biraz tozutuyor. Bende ne olur ne olmaz diye ağzımı tedbir olarak maske ile kapadım.


NASIL YAPILIR?

kokulu taş yapımı


Karıştırma kabına 30 ml suyu koyuyoruz, üstüne ise tercih ettiğimiz esanstan 1-2 damla -damlalık bulamadığımdan pipetle koyuverdim- ekliyoruz. 100 gr tozu da hazırlıyoruz. 


kokulu taş yapım aşamaları nasıl

Tozu su-esans karışımına ekleyip, çok fazla köpürtmeden pürüzsüz hale gelene dek karıştırıyoruz. Sonra kalıplarımıza pay ediyoruz. Kalıplara yanlardan hafifçe vurarak baloncuk olmasını engelliyoruz (Valla bende baloncuk falan olmuyor bu nedenle direk döküp gidiyorum). Karışımı kalıplara döktükten sonra kullandığımız karıştırma kabını yıkıyoruz, böylece sonraki sefere kullandığımızda tortu kalmamış oluyor. 

kokulu taş yapımı için kalıplar

10-15 dk sonra taşlarımız hazır. Kalıptan çıkarıp gazete kağıdının üzerine dizebiliriz. Çünkü taşlar hafif terleme yapıyor. Ayrıca illa da gidip taş kalıbı almanıza gerek yok. Örneğin yukarıda yer alan kalıbı 5 TL'ye Tantitonti'den  aldım gayet bunda da kokulu taş oldu. Sabun, çikolata vs. yapılan her silikon kalıpta bence taş da yapılır :)

Taşlarımı nasıl dağıtıma hazır hale getirdiğim ise bir sonraki postta! Taş yapmak o kadar kolay ki bilseydim diğer özel günlerde falan da taş yapar dağıtırdım. İnanın kurabiyeden falan bin kat daha kolay :)

Haydi bakalım herkes imalata!

Sevgiler <3

9 Nisan 2015

Ana Kucağı Oto Koltuğu - İşlem Tamam

Yaklaşık 1300 kez karar değiştirmek suretiyle sonunda ana kucağını da almış bulunmaktayız. Aramızda bol bol şunları tartışmıştık; 

  1. Oto koltuğunu 0-18 mi alsak? (Britax Römer ya da Be Safe)
  2. Maxi Cosi ya da Cybex'in 0-13 modellerinden mi alsak?
  3. Nasılsa bebek arabası tam yatıyor hiç mi almasak?
  4. Acaba slingle (baby wrapla) idare edebilir miyiz?
Hatta en son indirim geldiğinde Be Safe'in 0-18 oto koltuğundan almaya karar verdik. 18 kiloya kadar rahat ederiz şeklinde düşündük. Yine de benim gönlüm olsun diye -yoksa fena ağlarım- arabaya uyan uygunundan bir 0-13'de alırız dedik.

Çıktık sokaklara bakınıyoruz hem indirim yok, hem de çoğu yerde son modelinden! Oturduk bir kahve içmeye. O esnada da cep telefonundan nerede ne var diye araştırıyoruz. Derken kociş "Baksana Nuna Pippa diye bir model var, 0-13 için hem de izofixli!" dedi. Bizim Armadillo Flip'e olur mu olmaz mı diye düşünürken, e-bebekte çalışanlar "Olur, olur" deyince biz de kaptık bir tane :)



Bence hem izofiksli olsun hem bebek arabasına monte edebileyim derseniz kesinlikle bundan almalısınız! Çünkü maxi cosi ya da cybex bağlanabilen arabalara Nuna'da bağlanabiliyormuş. 

Biz de alınca Armadillo Flip için aparat bulamadık bir müddet. Bulduk da çoğu açılmış ya da iade idi. En son Viaport'tan sonuncuyu ayırttırmak suretiyle onu da edindik :)

nuna pipa tavsiye
Anakucağının penceresi de var :) İşte ona ayrı bayıldım <3

nuna pipa blog
Nuna <3 Armadillo

Alışverişler bitmez :)

5 Nisan 2015

Hangi Bebek Arabasını Aldık?

   Chicco'yu geri verdikten sonra  Mamas&Papas Urbo niyetiyle e-bebek' girdik. Zaten beyim "Ben hiç karışmıyorum!" modundaydı :)

Neyse dolanırken bir de baktım Mamas&Papas sitesinde gördüğüm Armadillo Flip (Armadillo'yu beğenmişliğim vardı fakat eski modeli çift yönlü olmadığı için hiç düşünmemiştim). Elbette hemen incelemeye başladım. Satış görevlisine Armadillo'yu ve Urbo'yu yan yana koydurttum. İkisini de sürdüm, katladım, kaldırdım, ana kucaklarını taktırdım. Evirdim, çevirdim sonunda Armadillo Flip'te karar kıldım. Urbo'yu hala daha havalı bulsam da bu boyutlarla onunla baş edemeyeceğimi, düdük kadar olacak arabamın bagajına her halükarda sığdıramayacağımı, kolayca kaldırıp koyamacağımı tespit etmiş oldum.  Çünkü iki araba arasında 3-3.5 kg kadar da bir fark var. Ayrıca Urbo'da yaşanan statik elektrik problemi de beni oldukça düşündürdü. (Avm vb. yerlerde demirlerin elektrik yüklendiği ve çarpma yaşandığı söylendi)

armadillo flip kullanan

Arabayı o kadar çok beğendim ve de sevdim ki evde arada kendi kendime sürüyorum :) 

Arabayı incelemek, videosunu izlemek isterseniz buradan bakabilirsiniz!

İyi haftalar!


Güncel :) 11.03.2016

Yaklaşık bir senedir kullandığımız bebek arabamız hakkında yorumlarımı yazayım. Genel olarak arabadan memnunum. Sevmediğim özelliklerinden biri kapandığı zaman dimdik durmaması yani bir yere dayamak ya da tekerlekleri ona göre ayarlamak gerekiyor. Biraz yampirik duruyor anlayacağınız.

İkincisi ise ön tekerleklerinin ara ara takılması. Toz vs. kaçtığı için olduğunu düşünüyorum. 3-4 kez bu olayı yaşadık. Bazen kendiliğinden düzeliyor. Geçenlerde e-bebeğe gidip tamire vermek istedik, mağaza görevlisi biraz yağlamış yine bir sıkıntısı kalmadı. Ama yola paralel tekerleklerin arada dik konuma geçip avm de bile gezerken sıkıntı yaratması sinir bozucu :)

Büyük tekerlekli arabalar gibi süspansiyon sistemi ya da bir baston puset gibi -misal Maclaren- manevra kabiliyeti beklemek yersiz olur. Ufak tefek bir kadın olarak arabanın bagajına bu kadar hafif ve kompakt bir puseti bile koyarken zorlanıyorum (Sedan arabanın bagajında bile bayağı yer kaplıyor)  Merdivenlerden zaten inip çıkartmam mümkün değil... Apartman asansörleri ufak olduğundan zor sığıyorum. Düşünün ki daha büyük bir puseti asla idare edemezmişim.

Sevdiğim özelliklerine geçersek malzeme kalitesi gayet güzel. Bir soyulma, dökülme, solma yaşamadık. Yaz daha bir aylıkken bile direk içine (yumuşak ped ile) yatırıp rahat rahat uyuttuk. Tentesi gayet geniş, güneşi-rüzgarı engelliyor. Çift taraflı olması harika, saniye de döndürebiliyorsunuz. Kolay açılıp kapanıyor. Altı oldukça geniş, tıkmadığımız şey kalmadı :) Gerçekten şık bir araba, yolda-avmde durdurup model marka soran çok oldu.

Herkesin içine sinen arabayı alması dileklerimle...



PS: Bir de Maclaren Triumph aldım :) İlgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz :)


1 Nisan 2015

Lohusa Gecelik, Pijama, Sabahlık ve de Terliği

37. haftaya gireceğim bu günlerde, bir rahatlık bir gevşeklik! Sürekli bir işler peşindeyiz sürekli meşgulüz maşallah. Millet 33. haftadan hastane çantasını hazırlar ben de daha tık yok!

Almasam da çeşitli araştırmalar içindeyim tabii ki. Araştırmalarımın temelini gecelik, sabahlık ve terlik oluşturuyor. Şimdilik normal doğum planına sadık kaldığımdan gecelik alıyorum. Çeşitli bloglardan okuduğuma göre normal doğumda kontroller alttan olduğundan gecelik, sezaryende ise ameliyat yerinden olduğundan pijama kullanmak daha rahat oluyormuş.

Neredeyse denk geldiğim her yerde lohusa gece giyimine baktım. Baktıkça içim daraldı. Anam onlar nasıl modeller! Yeminle babannem yatarken daha seksi giyiniyor. İspanyol kollar mı desem, danteller, inciler, hepsinin üstünde dünya çirkini bir bebek, emzik ya da leylek baskısı. Bakıyorum baktıkça sinirlerim tepeme çıkıyor :) Satış görevlilerine çıkışıyorum "Ne bunlar böyle! Sadesi düzü yok mu?" diyerekten. Miss Claire, Suwen, Dagi, Pierre Cardin hepsini inceledim. Sanki doğuma değil, sevgilimizle özel bir geceye hazırlanıyoruz. Hayır gecelik yapmışsın önden üç beş düğme koymuşsun olmuş sana lohusa geceliği,  olmuş sana geceliğin fiyati 100 küsür tl :)

 Google'da aranırken Cossy By Aqua diye bir markaya rastladım. Baktım da daha bir sonradan giyilesi, kullanılası modelleri var. Ayrıca askısından çıt diye açılıyor ki bence emzirmek için oldukça pratik.

Benim aldığımı göremedim ama aşağıya benzerlerini ekliyorum.

lohusa geceliği

lohusa geceliği model

lohusa geceliği tavsiye

modern lohusa geceliği

Aldığım gecelik yukarıdakine benziyor ama benimki pembe puantiyeli. Eteğindeki fareyi çok sevmedim ama hiç yoktan iyidir. S beden aldım tam geldi. Kendiminkinin fotoğrafını artık hastane çantasının son halini yaptığımda eklerim :)

Yine geceliklere bakarken "Acaba Oysho'nun maternity koleksiyonu var mıdır?" diye düşünerek webden koleksiyonuna baktım. Bir de ne göreyim varmış! Ben bir mutlu bir mutlu anlatamam :) Hemen bir Oysho mağazasını arayıp -Maltepe Parkı aramıştım- ellerinde koleksiyondan olup olmadığını sordum. Meğer varmış. Böylelikle istikamet Oysho oldu.

askıdan çıtçıtlı lohusa geceliği

Bu gecelikten de bir tane aldım. Yine omuz askısından çıtçıtlı. Yanlız niyetlenirseniz bedenlerine dikkat edin. Eve geldim denedim -M almıştım- göğüs kısmı ufak geldi. Hatta bayağı sıktı. Sanırım XL ile falan değiştiriceğim o derece :) Aşağıdaki modeli de beğendim. Göğüsten çıtçıtlı klasik düğmelilere göre kullanımı daha rahat olabilir.

hamile geceliği


Bunlara benzer omuzdan çıtçıtlı bir gecelik modeli de GeBe'de gördüm. Dümdüz beyaz ama penyesi güzeldi. Aşağıya ekliyorum...

lohusa gecelik modeli


Pijamalara ise dediğim gibi hiç alıcı gözüyle bakmadım. Sağlı sollu düğmeler hiç hoşuma gitmedi. Yine alırsam normal düğmeli pijama alırım herhalde. Şunda da gözüm kalmadı değil :)


lohusa pijama


Yukarıdakine benzer birçok model bulmak zaten mümkün. Sabahlık derseniz düz pembe ya da beyaz penye bir sabahlık işimi görür. Ayrıca Oysho'dan aldığımız polar tavşan sabahlığı da yanımıza alırız diyoruz. Gerçi annem bana bir sabahlık almış. Watsapp'dan foto attılar da tam anlayamadım. Uçuk pembe ve penye sanırım :)


Terlik mevzusuna gelecek olursak üstü dantelli fiyonklu şu tacıyla bir örnek satılan havlu modellerden ben almayayım. Zevk, tercih meselesi. Yine düz beyaz ya da pembe bir terlik alırım. Zaten asıl amacım sonradan da alacağım kullanacağım şeyleri almak. Ne yapayım kullanmayacağım ıvırı zıvırı.

Alttaki iki modeli de beğendim. Beyim "Hastanede böyle ince terlik giyilmez, ayağına bir şey batar! Hiç giyme daha iyi!" dedi. Zaten annem kalınlardan almış galiba dursun o da yedekte napalım :) Ona da bir ayı mayı silikonlarız artık!


lohusa terliği
Oysho

lohusa terliği
English Home