23 Eylül 2015

Anne Adayları ve Anneler İçin Kitap Önerileri 2

Merhabalar,

Dün yarım kaldığım yazımı bugün sonlandırayım. Şimdi ise doğumdan sonra okuduğum kitaplardan bahsetmek istiyorum. Zaten liste pek kabarık değil. Gerçi kitaplar oldukça kalın.

Doğumdan sonra okuduğum kitaplar

yeni annelere kitap önerileri

Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler

Çok meşhur Tracy Hogg'un kitabı işte bu kitap. Uyku eğitimi, günlük düzen oluşturma... Kadın yazmışta yazmış. Ben bebeğime uyku eğitimi vereceğim diyorsanız kesinlikle almalısınız. Ayrıca beslenme, ek gıdaya geçiş, tuvalet eğitimi vs. gibi bölümlerde var. Aklınıza takılan çoğu şeye cevap bulabilirsiniz. Hepsini okumama rağmen ayı geldikçe tekrar açıp bakıyorum. Kitaplıkta durmasında fayda var. Kitabın hoşuma giden bir diğer yanı da anneleri de düşünmesi. Örneğin Emzirme Sanatı'nda "Anasın emzireceksin, kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyeceksin. Çatlasan da emzir, patlasan da emzir!" gibi bir tutum var. Halbuki Tracy'ciğim öyle mi, "Emzirmek bir tercihtir, ister emzirir ister emzirmezsin. Ben kadının kararına saygı duyarım!" demiş. Hay ağzını öpeyim. İşte bu sözlerle kalbimi kazandı. Dayatmalardan hiç hoşlanmam :)

Gerçi ben emziriyorum o ayrı mevzu... Uyku eğitimini soracak olursanız, bizde o yürek, o sabır o cesaret yok. Önce "3. ayını bitirsin başlayacağım" dedim. Sonra "Tatilden dönünce, 5 bitince" derken, şimdi 6. ayı bitirmeye karar verdik. Yatır kaldırı (Hogg'un uyku eğitimi yöntemi) 3 kez denedim. Ama üç ayrı gün şeklinde. O ağladı biz neredeyse! ağladık. (Tamam! Ben sonradan bebeğimi ağlattım diye ağlamış olabilirim:) Sanırım biraz daha doğal ebeveynlik yanlısıyız :) Hakkımızda hayırlısı!

Unutmadan benim aldığım sette bir de DVD vardı. Eğitimi uygulayacaklar set halinde alırlarsa daha da faydalı olabilir.


Emzirme Sanatı

Kitap gerçekten faydalı bir kitap ve ilk etapta kendi kendinize sorduğunuz ya da size söylenenlerin cevabını bulabilirsiniz. Misal "Bu çocuk seni emzik niyetine kullanıyor!" Siz "Ulan bu çocuk beni emzik niyetine mi kullanıyor?" Kitaba bakıyorsunuz evet böyle bir kısım var. Göğüs ağrısı,emzirirken olan mide bulantısı, mastit, blep vb. Hepsine yer verildiğini göreceksiniz. Yalnız kitabın La Leche League nasıl kurulmuş vs. kısımlarını biraz gereksiz buldum. Çünkü bilgi peşindeydim :)
Bir de yukarı da bahsettiğim gibi kitapta "Anasın bu çileyi çekeceksin, canın mı yanıyor emzireceksin!" gibi bir tarz hakim. İşte bundan hoşlanmadım. Bir de sizi emzirme konusunda biraz gaza getiriyor. Ben bir ara çektiğim çilelerden ötürü "6. aya kadar dayanır bırakırım ya da sağıp veririm sürekli" diye düşünüyordum. İyi ki öyle bir şey yapmamışım. Kitap biraz psikolojik destek de veriyor. 


O Tabak Bitecek!

Kitap BLW yani Baby Led Weaning yani "bebeğin kendi kendine yemesini" yöntemini anlatıyor.  Özetle BLW'nin mottosu "Food is a food" yani "Yemek yemektir".  Bebeği her yemek saatinde -başlarda tok bir şekilde- masaya sizinle birlikte oturtuyorsunuz. Ne yerseniz -ilk yıl vermemeniz gerekenler dışında- bebeğe de veriyorsunuz. Fakat elinde mıncıklayamayacağı kıvamda olmalı. Bir de elinden tutabileceği ve yumruğunu sıktığında hafif dışarda kalması gerekiyor. Bunun içinde 5 cm gibi bir ölçü vermiş. İster et verin, ister makarna... Kitabın dediğine göre ilk aylarda sadece emecek ve doymak için yediğinin farkında da olmayacak. Yine kitaptan bir alıntıya göre ilk 1 yıl sadece  anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılıyormuş :)
BLW yöntemiyle ilgili bilgilere bir çok web sitesinden ulaşmak mümkün. Ama yok içime sinmez ben kitabı da alayım derseniz alınabilir. "Kitap alınıp okunmadan uygulanmaz" diye bir durum söz konusu değil yani. Ben çalışmadığım için kesinlikle bu yoldan yürüyeceğiz. Doktorumuza da sordum kendisi de tavsiye etti. Yok püre yap, ağzına tıkızla zaten bana göre değil :)

 Şimdilik okuduğum kitaplar bu şekilde. Yeni bir liste oluşturdum fakat kargo gelmeyeceği için bayramın geçmesini bekliyorum. Listemde Kim West (uyku eğitimi), Doğal Ebeveynlik ve Montessori kitapları mevcut.
Yavaştan Montessori eğitimine başladık bile diyebilirim. Fırsat buldukça yazarım artık :)

Sevgiler

22 Eylül 2015

Anne Adayları ve Anneler İçin Kitap Önerileri 1

Merhabalar

Malum hamile kaldığımı öğrenmenin akabinde işten ayrıldığımı düşünürsek kitap okumak için de bol bol vaktim oldu. Annemler burada iken fırsat buldukça yine bebek bakım kitapları okumaya devam ettim. Bu kadar okumaya doktora yeterliğe girseydim herhalde geçerdim :)

Okuduğum kitapları doğum öncesi okuduklarım ve doğum sonrası şeklinde iki gruba ayırdım. Zaten doğum sonrası okuduklarımın az olduklarını göreceksiniz.

Doğum öncesi okuduklarım

doğum öncesi okuma listesi

Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler
 Hamile kalmaya karar verdiğimde sipariş edip okumaya başlamıştım. Hamileyken gebelik haftasına göre açıp okudum. Dili kolay, sorularıma kolayca yanıt bulabildiğim bir kitap. Sürecin takibi için bence faydalı bir başucu kitabı. Elbette yabancı bir yayın olduğu için kültürel çeşitliliğe dayalı farklılıklar yer almakta, ama bunlara çok takılmaması gerektiğini düşünüyorum. Düşünenlere tavsiye ederim. Zaten fotoğrafta da yanına tik attım :)

İçgüdüsel Doğum
Hypnobirthing benzeri bir kitap olduğunu düşünerek sipariş ettiğim "İçgüdüsel Doğum" beni tam olarak tatmin edemedi. Kitap genellikle yazarın danışanlarıyla yaptığı çalışmaların detayları ve danışanların yazıları, deneyimleri, resimleri ile bezenmiş. Yaşantılar bana pek hitap etmediği gibi kitabı da bir süre sonra sıkıcı hale getirmiş. Ayrıca yazar sizden de benzer egzersizleri uygulamanızı (resim-heykel vb.) istiyor ki, uygulamaları da yapmadığımı itiraf etmeliyim. Kitabın diğer kısımları ise diğer gebelik-doğum kitaplarında bulabileceğiniz bilgiler içeriyor. Ek kısımların ise Türkiye'de uygulanabilirliğinin pek mümkün olduğunu düşünmüyorum.

Bebekler İçin Beynin Kuralları
İşte memnun kaldığım kitaplardan biri. Yazar kendi ailesinden örneklerle, araştırma sonuçlarıyla bebeklerde beyin gelişimini anlatmış. Mesela "Hamileyken çocuklara klasik müzik dinletin, yok şöyle böyle yapın" şeklindeki birçok uygulamanın, o baby einsteinların falan aslında hiçbir etkisi olmadığından bahsetmiş. Zaman zaman çok güldüğüm de oldu :) Bence alınası bir kitap. 

HypnoBirthing
Normal doğuma yönelik o korkutucu tabuları yıkan; gerçekten aslında olması gerekenin, doğal olanın normal doğum olduğunu gayet güzel anlatan bir eser. Eminim okuduktan sonra "Ben bu işi yapabilirim!" diyeceksiniz. Kitabın içinde ayrıca geçmişten günümüze doğum uygulamaları, normal doğumu kolaylaştıracak egzersizler gibi çeşitli bilgiler de yer alıyor. Sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap. Düşünmeden alabilirsiniz. Hele de normal doğum düşünüyorsanız :)

Bebeğinizin Beyin Eğitimi
Doğum öncesinde ve doğum sonrasında, bebeklerin farklı alanlardaki gelişimlerine (dilsel, psikomotor, duyuşsal) değinmesinin yanı sıra, her bir alanın gelişimi için yapılabilecek etkinlikleri anlatan bir kitap. Her ebeveyn mutlaka faydalanacağı bir bölüm bulacaktır. Mesela ben her ay açıp bakıyorum. Bu ay hangi aktiviteyi yapmalıyım diye. İlk aylarda "Siyah beyaz şekiller kesin asın, maskeler hazırlayın" diyordu yaptım. Bu ay ev turları önermiş onları da yapıyoruz. "Aman bebeğimin gelişimi için ne yapsam bu ay?" diye düşünenlere güzel bir alternatif.

Mahallenin En Mutlu Bebeğinin Uyku Kitabı
Harvey Karp'ın kitabında bebeğinizi nasıl uyutacağınıza yönelik yöntemleri bulmanız mümkün. Hem kitabını okumuş hem de dvd'sini izlemiş biri olarak yöntemlerin işe yarayacağı konusunda oldukça ümitliydim. Yöntemleri kısaca geçmişe dönüş olarak özetleyebiliriz. Kundaklama, "şşş" şeklinde sesler çıkarma, pış pışlama, sallama... yani bizler nasıl büyütüldüysek onları anlatmış. Ama bunlar ilk üç ay için daha geçerli... Karp'a göre ilk üç ay 4. trimester oluyor ve bebek anne karnı-dünya karmaşası yaşıyor. Bu kısma kadar katılıyorum da 3. ay bittikten sonra uyku konusunda çok da efektif olmadığını düşünüyorum. Hele de diğer "uyku eğitimi" kitaplarını okuduktan sonra :)

Beşikte Durduğu Gibi Durmuyor
Yazar naçizane kendi annelik deneyimlerini anlatmış. Sanırım oldukça da bunalmış. Çünkü anlattıkları çok toz pembe değil. Bunda hem fikiriz de, hamileyken okuyunca insanın hevesini kaçıran bir kitap. Yine de çok merak ederseniz. A101'de 5 TL'ye bulabilirsiniz. Ben 17 TL falan vermiştim, akabinde pişman oldum :)

Filozof Bebek
"Filozof Bebek" adlı kitabı alma amacım bebeklerin iç dünyası, biliş sistemleri vb. hakkında bilgi edinmek ve haliyle bundan faydalanmaktı. Fakat kitap yetişkinlere yönelik psikolojik kuram ve amprik araştırma bulgularından öteye gidememiş. Genel olarak her bir bölüm için bebek -ya da çocuklara- yönelik veriler 3 sayfayı geçmiyor. Haliyle psikoloji makalesi mi okuyorsunuz, bebek bakımına yönelik bir kitap mı sorusunun cevabı "derlenmiş makaleler" oluyor. Hayır arkadaş hadi ben akademisyenlik yaptım, akademik yazılara aşinayım ben bile yıprandım bitirene kadar... Ben ettim siz etmeyin. Hatta kaçın :)

40'ı Uçana Kadar
Yani.. "Pes doğrusu" dedirten bir kitap. İnsan "Neden?" diye sormadan edemiyor. Bir kitabın içinde burun aspiratörü reklamı olur mu? Allah aşkına bu dergi mi? Açın mama, bebek bezi sitelerini aynı bilgileri bulursunuz. Biri tavsiye etti de aldım. Direk gereksiz :) Paranıza yazık! Birde kitapta sık sık "Karınıza iyi davranın, eve giderken tümseksiz yoldan gidin" gibi paragraflar vardı :) Zaten normal bir insan bunları düşünür bence... 

Ina May'in Doğuma Hazırlık Rehberi
Kitabın başındaki doğum hikayeleri öncelikle beni çok sıktı. Zaten doğuma da erken girdiğim için ne yalan söyleyeyim şimdi hepsini okumadım. Ama kitap beni çok açmadı. Hatta oldukça sıkıldım :)


Yukarıdaki fotoğrafa eklemediğim -nasılsa unutmuşum- bir kitapta "Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı". Büyük hayallerle aldığım bu kitapta bence fiyaskoydu. Hatta biliyorsunuz hamileyken kafayı yemiştim. Diyordum ki kendi kendime " Kitabı okuyunca dünyam kararacak, hamileyken düşündüğüm şeyler için çok pişman olucam, almasam mı falan".  İçinde pişman olacağım pek birşey bulamadım. Kitabın en büyük handikabı, kitap basım yılının 1982 olması ve basım yılından sonra hiçbir şekilde güncellenmemiş olması. Kaynakçaya baktığınız zaman alınan referansların -kullanılan makale ve araştırma sonuçlarının- en yeni tarihli olanının 1980'e ait olduğunu görebilirsiniz. 2015 yılında olduğumuzu düşünürsek kitabın güncelliği büyük bir tartışma konusu.

Ayrıca yukarıdaki kitapların yanı sıra Belly Laughs adlı kitabı da okudum. Çok da güldüm. Eski playboy güzeli hamilelik maceralarını anlatmış . Gerçi sonradan üzüldüm bebeğinde otizm tespit edilmiş.  Kendisi Ina May, Sears kitapları da bende e-book olarak mevcut. Blogu takip eder ve alta mailinizi bırakırsanız isteyenlerle elbet paylaşırım :)

Bu post çok uzun olduğundan doğum sonrası okuduklarım da yarına kalsın.

Herkese iyi geceler :)

18 Eylül 2015

Yaz ile İlk Günler (Ev)

Kontesimizi eve alıp getirdikten sonra -tabii arabada anakucağının içinde de ufaklığından yüzüyordu- yatağına yatırdık ve uyudu.

Kilosu düşük olduğundan doktor "2 en fazla 3 saatte bir emzireceksiniz" dedi. Çocuk uykusundan uyanmaz (uyansın diye altı açılır ıslak pamukla silinir), uyanır emmeyi beceremez. Sol göğsün ucu yok diye tutamaz. Aman ne memesel meseleler, ne sorunlar... Zaten emzirme acılarının yanında, sezaryen acıları devede kulak kalır!

İşin komik yanı eve geçtikten bir iki gün sonra insan "Bebek bakmak ne kolaymış, ben bir iki tane daha yapayım!" şeklinde düşünüyor ki aradan günler geçince bu lafları çok güzel yutuyor :) Ne de olsa emzir koy, hop uyuyor, altını temizle, yatır yine uyuyor. Ne ala memleket :)

Bir de allah razı olsun kayınvalidem-annem nöbetleşe üç ayın sonuna kadar hem bana, hem bebeğe hem de eve çok güzel baktılar. Hakları zor ödenir. Bir hafta biri bir hafta biri kaldı.

Neyse ilk günler yaşadığım temel sıkıntılardan bahsetmek istiyorum;

1. Kıyafetlerin olmaması. Hepsi o kadar büyük geldi ki prematüre kıyafet almak zorunda kaldık. Çocuğuma anca oldu.

2. Kilo aldı mı, almadı mı? Düşük kilodan dolayı kilo alması çok önemliydi. Yani birinci hafta doktor kontrolüne gittiğimizde kayınvalideme "Bakalım bebek bakımından sınıfı geçebilecek miyiz?" dedim. Neyse kız kg almış herşey de yolundaydı. Ama ben kendimi o kadar sıkmıştım ki, şakır şakır ağlamama engel olmadı. İçimizin rahat etmesi açısından eve bebek terazisi aldık :)

3. Sarılık olacak mı, olmayacak mı?  Biluribin denen nane 3. ayın sonuna kadar beni çileden çıkardı. Evet Yaz biraz sarımtrak ve sürekli sınırlarda gezmekteydi. Fototerapiye girecek olması düşüncesi stresime stres kattı. Arada çocuk bize sarı geldiğinden ekstradan gidip biluribinini ölçtürmüş insanlarız. Hatta eve gelen bebek hemşiresi de alnından bir aletle baktığında, bir ara ondan almayı da kafaya takmıştım. En sonunda 2. ay kontrolünde doktorumuz "Anne sütü alan bebeklerde, 3. ayın sonuna dek anne sütü sarılığı olabilir." deyince bizde rahatladık. 

4. Bebeğe alışamama Babaannemin dediği üzere "Hiç de yoktu geceden bu da düştü bacadan" Normalde Yaz'ın beşiğini yatak odamıza benim yanıma koymuştuk. Bazı geceler uykuya dalması uzun sürdüğünden kayınvaldem de bana kıyamadığından "Ver ben içeride yanımda yatırayım." dedi ve deyiş o deyiş. Yaz ondan sonra ya babannesiyle ya anneannesiyle yattı. Geceleri  sadece emzirmeye, hatta sütü sağmamla beni uyandırmamaya bile başladılar. Bende biraz bebeğime alışamadım. Ama tabii ki suç bende :) Bir de hayatınıza tamamen size bağlı bir insan giriyor. Bebek bakımı konusunda da bilginiz sıfırsa hayat zor olabiliyor.

5. Sırt-bel ağrıları Biraz sezaryenden biraz da emzirmeye çabalamaktan oluşan ağrılar. Zaman zaman voltaren alınarak önlendi.

6. Kocanın içinden bir "ana" çıkması Doktor olduğundan da kaynaklı, evde sürekli "Final Destination" filmine yeni senaryolar yazılması. Haliyle annelerin ve taze annenin içine fenalıklar getirilmesi. Biberonla emzirdiğim sütü veririz, zehir veriyormuş gibi bakar. Emzik veririz, sanki öldürmeye teşebbüs ettik. Herşeye bir kulp, hereye bir laf. Yok efendim, "O neler görüyormuş bizim haberimiz var mıymış?" Valla doğruya doğru evde bir lohusa vardı ama o ben değildim :)
Duyduğuma göre erkeklerin çoğu böyle deliriyormuş. Şimdi biraz sakinledi neyse ki.

7. Emzirme sıkıntıları Bu tamamen ayrı bir post konusu ne siz sorun ne ben söyliyeyim :(

8. Ameliyat sonrası sıkıntılar Ameliyattan sonra dikiş yerimde enfeksiyon olduğu için antibiyotik kullanmak zorunda kaldım. Hem de iki kutu. Neyse sonra operasyonsuz bu dertten de yırttık :)

Aklıma gelenler şimdilik bunlar herkese sıkıntısız lohusalıklar dilerim :)



6 Eylül 2015

Yaz ile İlk Günler (Hastane)

Artık unutmadan o günleri yazmalıyım. 

Odaya geçip herkesi yolculadıktan sonra sadece Sidar kalsın istedim. Sonuçta bebek bizimdi ve biz bakacaktık :) Hatta annemler bana, ben kızıma bakacaktım da evdeki hesap çarşıya uymadı.

Sidar'a "Ay ben istemem kimseyi gitsinler!" derken doğum öncesi, eve geçtikten sonra gitmesinler diye gözlerinin içine bakar duruma geldim :)

Yanlız kaldıktan sonra -ki pek olmuyor- hemşireler maaşallah vızır vızır 2-3 saatte bir kontrole geliyor. "Emdi mi" diyerek...

Eh malum en büyük telaş bebeğin emip emmemesi. Şimdi burada bir ek bilgi vermek istiyorum. Yaz 2460 gr ve 46 cm doğdu. Hastaneden çıktığımızda ise 2300 gr idi. Yani evladım yeni doğan kıyafetlerinin, hastane çıkışlarının içinde yüzüyordu. Hatta hastane çıkışının ağ kısmında bağdaş kurabilecek kadar minikti.

(Bu noktada kendimi "Acaba spordan mı böyle oldu, sağlıksız mı beslendim daha çok mu kilo alsaydım, benim yüzümden mi vs.." diye suçlamadım dersem yalan olur)

İlk emzirme anlarında bütün oda dışarı çıkıyordu. Yani insan annesi de olsa utanıyor sonuçta. Yıllardır saklanan memeler bir anda kamu malına dönüyor. Hemşireler gelip mıncıklıyor, bebeğin ağzına tıkızlamaya çalışıyor falan.

Temel konu "Emiyor mu, sütü geliyor mu, sütü yetiyor mu?"  Zaten miniş bir yavrum olmuş, ağzı küçüçük "Ih ıh ıh" diye diye emmeye çalışıyor. Bir de şekeri düşük çıktı diye arada mama da vermişler.

Bir de ben ameliyattan çıkmadan annemler falan sağolsun apar topar odayı süslemişler ellerinden geldiğince. Valla bebek 3 hafta sonra beklenince herşey biraz yarım yamalak olmadı değil :)

Hastane deki günler sürekli hemşire ve doktor kontrolleri -bir ara diyetisyen de geldi- sondanın çıkarılması -acımadı-, yürüme çalışmaları, yıkanma tantanası, gelen gidenler şeklinde devam ediyor.

Hastanede besleme bakım oldukça iyiydi. Gelsin lohusa şerbetleri, gitsin kompostolar, özel menüler falan :)

Bir ara "Yıkanacaksınız, yıkanmayı düşünüyor musunuz?" diye tutturdular. "Yıkanırım" dedim. Meğer hastabakıcıyla birlikte duşa giriyormuşsunuz, ne olur ne olmaz diye! "Benim kocam bekler başımda!" dedim de tek başıma girdim duşa sonrasında.

Sezaryenin ertesi günü -acılarınızı bir anda hissetmeyin diye anesteziyi bir anda çıkarmıyorlar- serum çıkartılıyor. Ağrı kesici ilaç vermeye devam ediyorlar ve eğer çok ağrınız olursa ekstra iğne de vuruyorlar. Sanırım voltaren yapmışlardı. Sonra sonda çıkartılıyor. Ve sizi yürütmeye çalışıyorlar.

Evet gerçekten ilk yataktan kalkış ve ilk yürüyüş çok zor. Ama tahammül edilemeyecek kadar değil. Bacaklarınızı yatakta sürekli hareket ettirmeye çalışırsanız işler biraz daha kolaylaşıyor. Ben güya normal doğuracağım için body shoptan masaj aleti almıştım, şu tahta olanlardan. Sidar'a, annemlere artık kim denk gelirse sürekli masaj yaptırdım.

Kendimi zorlayıp yürümeye çalıştım. Zaten ertesi gün kendim wc gidip gelebiliyordum. Ama o tuvalete oturmak kalkmak falan insanı çok zorluyor. Bir de gaz çıkarmanız bekleniyor. Gaz çıkarmadan adam gibi yemek vermiyorlar :)

İkinci gün kendi kendime duşa girebildim. Hatta hastaneden çıkmadan hemşirelere falan çikolata dağıttım dolanarak yani ikinci gün fiti fiti dolanıyordum.

Sezaryen çok ama çok gözümü korkutuyordu. Günlerce kendime gelemem, yataklardan kalkamam, aylarca ağrı çekerim diyordum, öyle birşey olmadı. Tercih edin demiyorum, doğalı varken... Fakat korkacak bir durum yok. İkinci güne kendi işinizi görmeye başlarsınız. Rahatça eğilip kalkma, hafif ağrılar bir haftaya birşeyciğiniz kalmaz, ikinci hafta depara kalkabilirsiniz :)

Hastaneden aklımda kalanlar bunlar. Doğum fotoğrafçısı, organizasyon şirketi tutmadım. Sezaryen olacağımı bilseydim tutarmıydım bilmiyorum. Sanırım yine kendim hazırlardım, ama hazır olurdum en azından malum tarih belli :)

Not: Bu post üç günde memede bebekle zor şartlar altında yazılmıştır. Gündüz hiç uyumuyor demiş miydim? :)




2 Eylül 2015

Bebekle Hayat

Çok uzun zamandır yazamadım, çünkü yazamıyorum.

Bebek bakımı -ki bu zamana dek tam olarak benim baktığım da söylenemez- ÇOK ZOR!
(Annem bugün bizi terketti :)

Annemin teyzesinin bir lafı varmış "40 evin işini versinler, yine de çocuk bak demesinler!" diye, buradan kendisine sesleniyorum. "Haklısın teyze, hem de çok haklısın!" :)

İnanın çalışmak daha zor. Tabii çalışan anne olmanın da ayrı zorlukları vardır ama bu durum -hele ki bebeğiniz gündüzleri ASLA uyumuyorsa- tadından yenmiyor :)

Şu an nadiren 15 dk uyuduğu için yazabiliyorum. Vallahi yazacaklarımı deftere listeledim, aylardır belki 50 post birikti gel gör ki fırsat bulamadım.

Arada Yaz uyuyunca o kadar seviniyorum ki, mutluluktan ne yapacağımı şaşırıyorum. Ne yapacağıma karar verene kadar zaten uyanmış oluyor.

Bu postu bile korkarak yazıyorum :) "Yoksa uyanıyor mu?" diye...

Sırayla ilk günlerini, haftalarını, ilk 40 gününü, mevlütünü, doğum sonrası yaptığımız alışverişleri, huyunu suyunu yazayım diyorum kısmet olmuyor. 

Sizlere 4.5'uncu aydan bildiriyorum! Bebekli hayata hazır mısınız? Bol salya, bol vızık, uykusuz geceler, karşılıklı çemkirmeler, kusmuk, kaka, evde hapis... Peki bizim maceralarımıza hazır mısınız?

O zaman buyurun başlayalım!

Sevgiler

Gökçe