18 Şubat 2016

Bebekle Sevgililer Günü

Merhabalar! Eskiden Sevgililer Günü benim içine en heyecanlı kutlama günlerinden biriydi. Kalpler, çikolatalar, hediyeler, kartlar, zarflar, dekorlar beni benden alırdı. "Ne giysem, ne alsam, nerede kutlasam" gibi boş beleş işlerle bir ay falan uğraşırdım. Mütemadiyen hayal ettiğim gibi birşey olmazdı, ama yine de kendimi eğlendirirdim.

Sidarla sevgili olarak hiç sevgililer günü geçiremedik. Zart diye evlendiğimizden olabilir :) İlk sevgililer günümüzde evde, ikincisinde ise son derece hamile bir şekilde Şile'deydik.

Bu yılda aklımızda hiç bir şey yokken pazar havayı güzel görünce "Evde oturacağımıza Şile'ye gidelim gece de kalırız" dedik.

 Alışverişin bir kısmını İstanbul'dan, bir kısmını Şile'den tamamladık. Halamlarda biraz vakit geçirdikten sonra, eve geldik. Ben kızı oyalamaya başladım, Sidar'da mangala girişti. Etler pişti, masa hazırlandı, oturduk, yiyoruz. Tam sevgi kelebekleriyiz :) "Ne mutluyuz, bebeğimiz ne tatlı, ne şanslıyız, en güzel sevgililer günü vs" diyerek tatlış mode tavan yapmış vaziyette.

12 Şubat 2016

Ek Gıda - BLW 101


Yaz henüz 3-4 aylık iken Zeynep bana BLW'den bahsetti. Yani Baby Led Weaning, o da şu demek oluyor ki bebek önderliğinde memeyi bırakma, bir manada bebeğin kendi kendini beslemesi. 

Hemen kafamda bir ampul yandı. Yani bebeyi ben beslemeyecektim de kendi kendine mi yiyecekti ?Bu bir mucize olmalıydı :) Zihnimde bebeğin ağzına sürekli kaşıkla yemek tıkıştıran anne görüntüsü bir an içinde canlandı ve yok oldu. Görüntünün yerini ise kendi yemeğini kendi yiyen mutlu ve uslu bir bebek almıştı. Hatta o hayalde güzel bir cafedeydik, biz yemeğimizi yerken bebem de kendince yemeğini yemekteydi :) Ayrıca ben de beslemekten kurtulacaktım ki tam benim gibi tembele göreydi :)

Oldukça kararlıydım BLW yapacaktım. Ne olursa olsundu, yapacaktımdı... "O Tabak Bitecek mi?" aldım okudum. Patates, havuç, brokoli, avokado ile başlayacaktım. Meyvesini dilimleyecektim... Herşeyi önüne koyacaktım tatlı tatlı yiyecekti :) "Mi" acaba?

Taze Annenin İşlerden Kaçma Kılavuzu

Benden sizlere dev hizmet. "Yeni anne olarak bilumum işlerden nasıl kaçılır?" "Bebek nasıl başkasına satılır?" bunlara biraz değinmek istiyorum. Hele bir de emziriyorsanız sizin için harika ipuçlarım var.

Birazdan yazacaklarım, plansızca spontane bir şekilde fark edilmiş ve zaman içince sinsice uygulanmaya başlanmış davranışlardır.


1. Emzirmenin yeri zamanı yoktur :) O bir bebe, her zaman her an aç olabilir. Ama bu zamanlar özellikle de misafirin geldiği, masanın hazırlanacağı ya da toplanacağı anlara denk gelebilir. Gizlice bebeğe sevimlilik yapılır, kendisinden azıcık uzaklaşılır. Bebek vızıklar. "Ay bu durmuyor acıktı galiba, ben şunu bir emzireyim!" denir ve odaya çekilinir. Hele de ilk aylarda 30-40 dakika bu şekilde saklanılabilir. Telefon elde takılınır, kitap okunabilir, dizi izlenebilir. Artık canınıza ne yapmak istiyorsa. Maalesef benimki  artık 5-10 dk memede takıldığı için eski günleri arada özlemiyor değilim. Yoksa zamanında Game of Thrones'un son sezonunu bitirmişliğim, 2-3 kitap okumuşluğum var.


2 Şubat 2016

Bizim Evde Son Durumlar

Merhabalar bayağadır reklam koymak dışında -taslaklarda zilyon tane yazı beklemesine rağmen - blok ile pek ilgilenmiyorum. Elbette bunun çeşitli nedenleri var. Mesela; 
  1. Bloğu tasarlattığım -buna tasarlama denirse- kadının iyice bloğun içine s. sıvaması. Bu durum beni yazmaktan soğuttu desem yeridir. Herhalde herkes fotoğrafların çözünürlüklerinin kötülüğünün, postlar arasındaki boşlukların ve diğer bilimum saçmalıkların farkındadır. Aman siz siz olun kendisinden uzak durun. Ha bir de bir gereksiz samimiyet, senli benli konuşmalar -göbeğimiz bir kesildi ya- işi Ekim başı aldı Aralık ortası daha yapmamıştı. Mail atarsın cevap yazmaz, "Ay canım seninki çok güzel olacak da ondan uğraşıyorum" şeklinde sanki çocuk kandırıyormuşcasına laflar, oyalamalar. Ya ne laflar ne laflar yazmayayım şimdi hepsini.Yani güzel hali bu gerisini siz düşünün. Kadına diyorum ki "Postların arasında boşluklar var!" "Reklam aldığın için" diye cevap veriyor. Ulan bu reklam almadan da böyleydi. Beni geri zekalı sandı zaar! Kendim ettim kendim buldum ne diyeyim :) Yani normalde yaptığı işleri bloğunda "Böyle yaptım şöyle yaptım" diye koyuyor, bu fiyaskonun kendi de farkında ki koymadı bile... Daha fazla yazmayayım sinirlerim tavan yapıyor. Nasılsa bu işi de çözer öğrenirim ve kendim hallederim. De pek vaktim yok :) Verdiğim 100 TL'ye yanayım bari :)
  2. Fotoğrafçılık kursu. Evet, madem belediye evimin yanına kurs merkezi koymuş, başvurmazsam olmazdı. Şöyle bir baktım, "Hadi fotoculuk öğreneyim" dedim. Nasıl olsa evde makinede vardı. Kursa gittim "Bu makine olmaz!" dendi. Utandım, üzüldüm :) "Yenisini alamayız hocam" dedim. Fakirdik, alamazdık :) Neyse kayınpederimde DSLR vardı da sağolsun adamcağız bana verdi. Sanıyordum ki fakir mahallesinde yaşıyordum, sınıfa girince gördüm tek fakir benmişim :D Bir de bu pahalı bir hobiymiş. Şimdi bunun  farklı lensleri var, kumandası var, tripodu var, kitabı var, photoshopu var, lightroomu var vs vs... "Öğrendim mi?" "Evet  öğrendim" Güzel fotoğraf çekebiliyor muyum? İşte orası bir muamma :) "Kocama yılbaşı ve evlilik yıldönümü hediyesi olarak ne aldırdım peki?" 50 mm :) Özetle kurs bitti, arkadaşlıklar bitmedi. Ödevlerimizi teslim edip, sertifikalarımızı da alırsak bu iş tamamdır. Yani oraya koşturmaktan da pek yazamadım dersem yeridir. (Makineyi de geri vermiş değilim, hayır benim olmayan makineye niye lens aldımsa, yine Nikon alırım diye düşündüm herhalde)