18 Eylül 2016

Kısa Bir Yaz Özeti

Not:  İlgili yazı Ağustos'ta yazılmış, internet anca bulunduğundan yayınlanabilmiştir. :)

Yine uzun bir aradan sonra herkese merhabalar!
Yaklaşık iki aydır kayınvalidemin yanında ikamet etmekteyim. Başlangıçta “Gideyim sıkılırsam dönerim” olmadı diye diye iki ayı bugün devirdim.

Milas’ın deniz kenarı bir köyünde, denize nazır bir tatil sitesindeyiz. Burası zaten bana hiç yabancı değil. Çünkü eskiden bizim de burada evimiz vardı. Belki bahsetmişimdir… Zaten Sidar ile de buradan tanışıyoruz. 2008’de bizim ailenin yaşlılarının bitmek bilmeyen sağlık sorunlarından ötürü, yazlığa gelip gidemeyeceğimiz için satmıştık. Gel gör ki 2013 yazı itibariyle siteye fırtına gibi bir dönüş yaptım dermişim.

İnsanların ilişkimiz üzerine şok üstüne şok geçirmesinin üstünden bir evlilik bir de bebek geçti. Neyse 2013’te ailesi ile tanışma amaçlı 3-4 gün (beni hatırlıyor ama tanımıyorlardı), 2014’te bir hafta, 2015’te 3 hafta derken, bu sene 3 aya yaklaşacak gibi gözüküyor kalışımız. Kocacığım İstanbul’da sefil, perişan… Nöbet üstüne nöbet… Tabii bu ayrılığa hep beybimiz için katlanıyoruz.
Elbette keyfim çok yerinde, genel olarak ev işi yapmıyorum. Çocuğa da kucak sayısına bağlı olarak sıra bana geldikçe bakıyorum. Geceleri hala daha en az beş kez kalkıyoruz… Zaten memeden kesmeden bu işin değişmeyeceğini artık kabullendim!

Günlerimiz gece 11-12-1 civari yatarak, geceleri muhtelif sayı ve saatlerde kalkarak –bazen uyanıp 2 saat oturduğu da oluyor-  sabah yine en erken 11’de uyanarak başlıyor. Kahvaltı et, biraz aktivite biraz oyun derken öğle uykusuna –en erken 3’ü buluyor-  geçiyoruz.  Yine belirsiz sürelerde uyuyor. Bazen 40 dakika sonra kalkıyor, bazen 2.5 saat uyuyor. Kalkınca yemek yedir, giydir derken kontes hazretlerinin gazino saati geliyor. Orada da iki saat oyalanıp eve geri dönüyor. Yemek, oyun derken yine uyku saatine geri geliyoruz.

Tabii yukarda saydıklarımı kayınvalidem %90 yapıyorsa, %10 ben yapıyorum. Aynen yazlıkçılardaki gelin stilime devam ediyorum. O kadar da yüzsüzüm ki bunu da dillendirmekten çekinmiyor, hatta herkesi kahkahalara boğuyorum 

“İki ay boyunca bu kız neler yaptı?” derseniz

1.       Bol bol gıybet (Sonuçta yirmi yıldır burada sayılırım, malzeme de hatıra da çok)

2.       Boşanmış da semerini yemişcesine tıkınmak.

Ama öyle böyle değil. Örneğin bir tencere yarısı kalmış, “Ben yerim kalmasın!”… Bir de bebek bakım sırası bana gelmesin diye de çok yiyorum. “Ay salata kaldı, ben yerim ben yerim!” J Bir de kayınvalidemin derki “Yazın bir yemek ikiden fazla ısınmaz, ısınırsa bozulur!” Geçen baktım tencerenin içinde makarna var. Kassam yiyeceğim. Gözüme çok da gelmedi. Hepsini ısıttım, bir tabak koydum tepeleme. Hani şöyle cafelerde gelen cinsinden. Yedim… Baktım bir bu kadar, hatta daha fazla var. Kızmasın diye onu da yedim J Çok yiyorum, çok.

3.       Polimer killerimi getirdim bir şeyler yaparım diye…

Yok yapamadım. Bir de video falan izleyerek yapıyordum. Burada internet yok maalesef.  Güzel fotolar çekseydim sizinle de paylaşırdım… Ama tembellikten onu da yapmadım.

4.        Ders çalışma

Doktora derslerimi tamamlama kararı aldım. “Önden azıcık bakayım da kolaylık olsun” dedim. Bir kitaba beş sayfa falan baktım. Bir de hali hazırda bir araştırmam vardı. Nitel… Yaptığım görüşmeleri yazıya dökmem gerekiyordu. Beş tanesini falan yazdım. Onu da bıraktım J
Şimdi ALES’e gireyim diyorum. Eylül’de ona biraz baksam… Kesin onu da yapmam. Allahım tembellikten öleceğim.

5.       Spor

Sidar’a yer matı, pilates topu, bant taşıttırıp iki kez kullandım. Topu daha ziyade Yaz’la etiket yapıştırmak ve üzerinde zıplamak için kullandık. Oya’ya pilates çemberi aldırıp, bir kez falan kullandım.

Ama kendimi de şaşırtacak bir şey yaparak koşmaya başladım. Nereden nasıl gaza geldiğimi şu an tam olarak hatırlamıyorum. Fakat telefona C25K yükledim. Koşmayı bile bilmezken şimdi 20 dakika jogging yapabiliyorum. Benim için mucizevi bir durum. Haftada iki üç anca… En fazla yarım saat ama çok iyi geliyor. Şiddetle tavsiye ederim.

Yüzme derseniz, burada deniz sabah dümdüz ama biz öğlen kalkıyoruz. Şansımıza dalga olmazsa gün içi, yoksa güneş batarken haftada bir iki yüzüyorum. Ama spor olarak değil dalma çıkma amaçlı, bazen de koşudan sonra… Elime koluma bir şey değiyor, zaman zaman saçımdan tırsıyorum. Yüzme beni pek açmıyor. Zaten açıkta caretta görmüşler. Duyduğumdan beri korkum kat be kat arttı.

İşte yaz böyle geçiyor. Eylül ortasına dek buradayım. Buradan annemlerin yanına geçerim iki haftaya yakın orada kalsam, ardından bir haftada ailecek tatil yapsak…

Ev hanımlığı çok güzel sende gelsene :)

Herkese sevgiler








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız benim için önemli..